10/6/2006 - yine yarım bir çizittirme olabilir,olsun.
Hayatı artık bir köşede izlesek;o benzer,trajikomik,trajik ya da komik, yalan ya da dolan belki de ilginç olan birçok şeyin başrolünde olmasak diye düşünmeye/yaşamamayada başlayan ben ..Dün babamla birlikte olmak istedim.Okul sona ermeden çıktım onunla.Canımın sıkıntısını,midemin bulantısını,üstümdeki formayı unutaraktan..Dondurma yedim yengemde,yağmur yağarken arabadan başımı çıkarıp şarkı söylemeye çalışıp ıslandım hastalığımı unutaraktan..Baktım -yine şakır şakır yağarken yağmur- bahçemizdeki dut ağaçlarına yerdeki salyangozlarlan.Göremedim birşey.Bi ara ağaca çıkmak bile güzel olurdu yapabilirsem.Neyse berbere gittik.Babamda da yorgun sanki bu ara.Ordanda onun okuluna gittik.Torbasının üstündeki "Bağlarbaşı'ndaki Kitapçınız" yazısını/sloganını bir ilginç bulduğum İlahiyat Kitabevi'ne girdim.Bağlarbaşı'nda tek bu kitabevi bulunsada gereksiz geldi o yazı bana.Ordan Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar ını ve İsmet Özel'in 40 yaşına kadar şiirlerinin bulunduğu bi kitabı aldım.Edebi dünyaya dalma çabalarım ağır aksak olaraktan devam etmekte..Ne demiş efendim:
Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya bileydim?
Yazar:Mıydım
Hiç:Şiir
:) Güzel,hoş diyelim..Ama edebiyatta şöyle olmamalı ya..Bir düşüneyim.Takvimin sarı saçları,kalemin kırmızı tokası,yada nası desem.kuşun turkuaz kitabı :D gibi. Somut oldu bunlar.Pek anlatamadım.Neyse ben böyle acizane olaraktan söz sahibi olamam tabii.Af buyrun okuyanlar.
İsmet Özel Akla karşı tezler başlığı altındaki (3.)-şiir adı verilen,düz yazıya benzer- şeysinde şöyle demiş:
En mutlu insanlar belki de
Baca temizleyicileridir
Öyle dar,öyle karanlık bir yerdedirler ki
Yüreklerini geniş,dayanıklı
Aydınlık tutmak zorundadırlar
Buna yükümlü sayarlar kendilerini.
Baca temizliyicileri başkalarını sevmekle kalmaz
Başkalarınca sevilirler aynı zamanda
Çünkü herkesi düşünmeyecek kadar mutlu
Herkes tarafından düşünülmeyecek kadar mutludurlar.
Sevmedim,belkide anlamadım dizeleri.
Dostoyevskiye geçelim birazda:
Sevgili okuyucularım,sizin dinlemek isteyip istemediğinizi bilmem ama,şimdi size niçin bir böcek bile olamadığımı anlatmak istiyorum.Size şunu tüm içtenliğim ve ciddiyetimle söyleyeyimki çoğu zaman böcek olmayı çok istedim.Ama ne yazık ki buna bile layık olamadım.Sevgili okuyucularım,yemin ederim herşeyin tam anlamıyla farkında olmak bir hastalıktır;hem de tümüyle gerçek bir hastalık.İnsan için,gündelik hayata dair daha yalınkat bir anlama gücü,şu ondokuzuncu yüzyıl aydınının payına düşen anlayışın yarısı,hatta dörtte biri bile yeterlidir.Hele bu insanlar,yeryüzünün en umursamaz,en fırsatçı kentlerinden biri olan Petersburg'da yaşamak gibi bir felakete uğramışlarsa...(Öyle ya,kentlerinde fırsatçı olanları ve olmayanları vardır) Buna göre insanlar,sıradan kişilerin ve becerikli olanların anlayış güçleriyle yetinmeliydiler.....
...
...
Bağlarbaşı...Değişik bir ahali..Değişik insanlar var.Hakiki Antep'in çorbası güzel.Bir de Sultan abla var imiş.Arabamızın teyibinin tamirini beklerken.abla/teyze aslında nine; babama bişeyler dedi.Sonra bana dedi.Aslında demedi sadece ağzını oynattı.Anlamadım,arabadan çıktım.Bir değişikti.Yerde ekmekler,üzümler varmış.Biraz deli olduğunu düşündüm.Belkide anladı böyle düşündüğümü.Ben göremedim ekmek falan diyince.Yalancı dedi kızdı.Gitti süpürge buldu.Ben pekte ekmeğe benzetemedim aslında.Onları süpürdü.Bide boncuğa benzettiğim onun tabiriyle üzümler vardı.Arabanın altına doğru onları süpürünce birşey değiştimi bilmiyorum.Şöförler yapıyo bunları dedi.Nası yapıyolar dedim.Kızdı yine.Süpürgeyi verdi.Şuraya ver gibilerinden işaret etti.Oraya girdim oranın değilmiş.Şen color a girdim,oranınmış,verdim.Noldu dedi.Dedim oranın değilmiş öbür tarafınmış.Yalan söyleme dedi.Anlamadı yine kızdı,etti.Memurları çağırcam onlara dedi.Dövecek beni de neredeyse.
Ne gerekse sırnaşmaya çalıştım bu yaşlıya.Sen benim anneanneme benziyosun dedim.Biraz sallamış oldum galiba.Neymiiş anneannenemi benziyomuşumm? diye yine yarı hırçın yarı dalgalı söyledi.Sonradan taklidimi yapmaya başladı dediklerimin.Kaç yaşındasın dedim.Ne yapacaksın yaşımı dedi.Çok soru sormuşum birde.Gel şuraya oturalım diye üsküdar bilmem bişeysinin önündeki sandalyeleri işgal ettik.Kaldırımda otursak neyse de dedim bu sandalyeler buranın,ayıp olur dedim.Niye ayıpmıış dedi.He bir de Gülten hanımın kızını o evlendirmiş.Üç ay olmuş.:D Ben de çok tanırım ya.Bir de herşeyi bilir,herkesi de tanırmış.Tanıyamazsın bizi dedim.Hee tanıyamazmışım dedi.Ne çok kızıyosun sende dedim.Siz burdan taşınmadınız mı dedi.(Çook eskidende bağlarbaşında oturmuşluğumuz varmış ben yokken:)..Burdan taşınmadık biz dedim.Ama çook eskiden oturmuşuz ben yokken dedim.Tamam işte dedi.Kızdı,etti.Yoldan her geçende selam verdi kendisine,konuştu.Diz altı pantolon giyen kadınlara saydı biraz.Böyle biriydi işte.Gitmek zorunda olmasak konuşurdum ben daha onla :D.Sizde bir gidin görün isterseniz.Mavinet internet cafe mi ne var.Oralarda bi yerlerde karşılaşırsınız kesin.
..
|